LÜTFEN ANLAYIN ARTIK ŞU KATSAYI MESELESİNİ!

1980`li yıllarda herkes istediği yere başvurabilirdi ve herhangi bir ek puan almadan istediği programa cevapladığı doğru soru sayısı yeterliyse girebilirdi.

Lisede sergilenen performans ne olursa olsun öğrenci ÖSS`de karşılaştığı yeterli sayıdaki soruları doğru cevaplayabilmesi yeterliydi. Bu durum lisedeki eğitimi anlamsızlaştırmaya başladı.
1990`lı yıllarda liselerde gösterilen başarının da belli oranlarda ÖSS puanına eklenmesi sağlandı. Amaç liselerde verilen eğitimin önemsenmesini sağlamktı. Bu amaç doğrultusunda lisedeki derslerindeki başarıları yüksek olan öğrenciler aynı oranda ÖSS`de ek puana tabi tutuldu. Kuşkusuz ki niyet iyiydi.

Ancak bu uygulama özellikle Fen ve Anadolu liselerindeki öğrencilerin özellikle son sınıfta diğer liselere kaymalarına neden oldu. Çünkü öğrenciler ÖSS`ye dahil edilecek puanlarının yüksek olmasını istemekteydiler. Eklenecek puan (OÖBP) ise okuldaki derslerdeki aldıkları notlara dayalıydı. Fen ve Anadolu liselerindeki öğrencilerin, diğer liselere geçerek daha yüksek bir ortalama ile mezun olabilmeleri mümkündü.

Zamanın YÖK yetkilileri,okullardaki derslerde elde edilen ek puanın hesaplanmasında uygulanan formülü değiştirdi. Puan, öğrencilerin ÖSS ham puanları dikkate alınarak hesaplanmaya başlandı. Böylece Fen ve Anadolu liseleri gibi ÖSS başarısı yüksek olan okullardan mezun olan öğrenciler her halükarda yüksek ek puıan almaya başladılar. Öyle ki ÖSS ham puan ortalaması yüksek olan liselerdeki öğrenciler 70-80 arası ek puan (AOÖBP) alırken ÖSS ham puan ortalaması düşük olan bir okuldan mezun olan öğrenciler de 50-60 arası ek puan almaktaydı. Böylece başarısı yüksek olan öğrencilerin diğer liselere geçmesi önlenmiş oldu.

Formül masa başında geliştirilmişti. Bu yüzden ÖSS ham puan oratalaması düşük olan bir okula devam eden öğrenciler her halükarda dezavantajlı bir konuma düşmeye başladılar. Eğitimde esas olması gereken bireysel başarı göz ardı edilerek takım başarısı esas alınmaya başlandı. Bunun çok adaletsiz ve mantıksız bir uygulama olduğundan şüphe etmeye gerek yok.

1998`de alan içi -alan dışı puan hesaplamasının yapılmaya başlanması da ortaöğretim için artık çivinin çıktığı bir dönemdir. Çünkü alan içi puanın hesaplanmasında kullanılan 0.8 katsayısı ve alan dışı programlar için gerekli puanın hesaplanmasında kullanılan 0.3 katsayısı ile birlikte, bir öğrencinin alan dışı olarak kabul edilen bir programı kazanabilmesi hemen hemen imkansızlaştı. Bu uygulama ile birlikte meslek liselerinden mezun öğrencilerin alan dışı olarak belirlenmiş olan üniversite programlarını kazanmaları imkansızlaştı. İmkansızlaşan bir şey daha vardı. O da liselerde bir alandan mezun olan öğcilerin diğer alanların devamı olarak kabul edilen bölümleri de kazanmalarının imkansızlaşmasıydı. Örneğin lisede fen dalında okuyan bir öğrencinin Hukuk Fakültesini kazanması mümkün değildi artık.

1998 yılından buyana bir yığın problem ortaya çıkmaya başladı.

1. Meslek liseleri kan kaybetti. Başarısı düşük olan öğrencilerin yöneldiği okullar haline dönüştü. Oysa 1998 yılına kadar öyle değildi.

2. Liselerin önemli bir kısmı kan kaybetti. Liselerin önemli bir kısmı AOÖBP nedeniyle iddiasız okullar haline dönüştü.

3. Liselere devam eden öğrenciler için üniversitelere lisedeysek seçtikleri alanda devam etmeleri gibi gereksiz ve doğru olmayan bir zorlama ortaya çıktı. Lise 10. sınıfta seçilen alanlar dönüşü olmayan bir kulvara dönüştü.

Bugünkü geldiğimiz noktada yaşadığımız tecrübeler ortada. Yapılması gerekenler de belli.

1. Meslek liselerinin üniversitelere devam edebilme konusunda önlerinin açılması gerekir.

2. Liselere devam eden öğrencilerin de öğrenim gördükleri dalların dışındaki yükseköğretim programlarına devam edebilmeleri sağlanmalıdır.

3. AOÖBP nedeniyle iddiasız hale gelen okullar da tekrar kazanılmalıdır.

Yukarıda sıraladığımız üç arzunun gerçekleşmesi konusunda aklı, mantığı ve insafı olan hiç bir kimsenin hem fikir olmaması mümkün değildir.

2009 yılının haziran aylarında YÖK özellikle meslek lisesi mezunlarının da eşit şartlarda yarışmasını sağlayacağını beklediği yeni bir model hazırladı. Ancak bu model meslek liselerine hiç bir avantaj sağlamayacaktı. Çünkü meslek liselerini mağdur eden AOBP uygulaması YÖK`ün geliştirdiği modelde devam etmekteydi.

Danıştay katsayıların 0.15 ortak çarpanında eşitlenmesine dayalı olan YÖK`ün modelini iptal etti.

Bu karar aslında YÖK için gerçek anlamda doğru ve anlamlı bir modeli geliştirebilmek için bir fırsattı.

Ancak bu fırsat iyi kullanılamadı ve YÖK kısa bir süre içinde alan içi puanın hesaplanmasında 0.15, alan dışı puanın hesaplanmasında 0.13 katsayısının AOÖBP ile çarpılarak elde edilen puanın  ham puana eklenmesine dayalı bir model geliştirdi. Bu modelde de meslek lisesi mezunlarının üniversite programlarını kazanabilmeleri kolaylaşmamıştı.

Nitekim bu model de Danıştay`dan döndü.

Ortalık toz duman oldu. Meslek lisesi mezunlarına üniversite kapılarının kapandığı söylendi.

Oysa Danıştay`ın iptal ettiği modele göre meslek lisesi mezunlarının sanıldığı gibi üniversite programlarına girebilmeleri oransal olarak artmayacaktı. Liselerdeki ayrışma da devam edecekti. İptal edilen model bir ölçüde Fen öğrencilerini avantajlı kılacaktı. Bu da diğer alanlardaki öğrenciler için bariz bir adaletsizlik yaratacaktı.

Meslek liseleri için daha adaletli bir model geliştirmek isteyenler için zaman geçmiş değil. Şimdi en adaletli ve doğru bir ÖSS sisteminin geliştirilmesi için bir fırsat doğmuş durumda.

Bu durumda yeni bir ÖSS modelinin geliştirilmesi gerekiyor.

İşte bu yeni modelde dikkate alınması gereken temel hususlar şunlar olmalıdır.

1. AOÖBP hesaplaması değiştirilmelidir. ÖSS ham puanının etkisi kaldırılmalı veya azaltılmalıdır.

2. Meslek lisesi programlarının yükseköğretimdeki devamı niteliğindeki programlar yeniden belirlenmelidir. Mühendislik programları da meslek lisesi programlarının devamı olarak kabul edilmelidir. Bu şekilde meslek lisesi mezunları için alan içi olarak sayılacak programların sayısı arttırılmış olur.

Yukarıdaki iki  esas dikkate alınırsa o zaman gerçekten adaletli ve pedagojik bir sistem geliştirilmiş olur.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Danıştay`ın iptal ettiği model iptal edilmemiş olsa ve uygulansaydı meslek liseleri için asla adalet sağlanmış olmayacaktı. Ayrıca son on yıldır iddiasını kaybetmiş olan liseler için de bir değişiklik olmayacaktı. Üstüne üstlük üniversite kontenjanları büyük oranda Fen dalı mezunu öğrencileri tarafından doldurulacaktı ki bu da diğer dallara öğrenim yapan öğrenciler için adaletsiz bir sonuç yaratacaktı.

On yıldır ortaöğretim sistemini felç eden ÖSS puan hesaplamasından kurtulmak, adaletli ve doğru bir sistem geliştirmek isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Bilinmelidir ki Danıştay`ın iptal ettiği her iki model de eğitim için doğru ve yeterli modeller değildi.

DOĞRU BİR MODELİ HAZIRLAMA İMKANI VARDI VE BU İMKAN KAÇTI. YAZIK OLDU ÇOCUKLARIMIZA.