Kategori: Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın Makaleleri

(Öğrenciler için Yazılmış Bir Mektup) Bütün dünyanın ve herkesin maruz kaldığı salgın tabi ki seni de etkiledi. Öğrenim gördüğün okulun kapanmak zorunda kaldı. Yetkililer ayrı kaldığın okulunun tekrar açılması için uğraştı ama salgın devam ettiği için bu mümkün olmadı. Öyle görünüyor ki; bir müddet daha kapalı kalacak. Ama eninde sonunda tekrar okuluna kavuşacaksın.
Okul eğitimin en temel mecrasıdır. Ancak bu mecranın çağrıştırdığı anlamlar zaman içinde farklılaşmıştır. Yani okul tarih boyunca hep farklı fonksiyonlar üstlenmiştir. Bazen çocukları ve gençleri belli saatlerde belli mekânlarda zaptı rap altında tutma işlevi görmüştür; bazen de öğrenme imkânı sunan bir yer olmuştur. Ayrıca bir oyun ve eğlenme yeri olarak da görülmüştür.
Dünya bugün bir anlamda eğitim çağını yaşıyor diyebiliriz. Çünkü eğitim veren kurum sayısı, eğitimden istifade eden kişi yani öğrenci sayısı, eğitimi sunan kişi sayısı eski dönemlerle
2023’de cumhuriyet 100 yaşına girmiş olacak. Ancak eğitimde ciddi adımların atıldığı, önemli çalışmaların yapıldığı dönem olan II. Meşrutiyet sonrasını dikkat e alacak olursak aslında bu yıl yani 2009 itibarıyla 100 yılı geride bırakmış oluyoruz.
Prof. Dr. İrfan Erdoğan eğitimi çağdaşlaştırmak adına ne yaparsak yapalım, Ulu Önder Atatürk’ün eğitimde bize yol gösteren “Eğitimimiz ulusal olmalıdır.” İlkesinden kesinlikle taviz vermememiz gerektiğini belirtiyor Talim Terbiye Kurulu
Türkiye’de on yıldır ortaöğretim sistemini tahrip eden bir ÖSS sorunu yaşanmaktadır. Malum son olarak da bu sorunu çözme iddiası ile YÖK’ün geliştirdiği yeni model
Sayın Genel Müdürler, Tüm Eğitim Müfettişleri Sendikası Genel Başkanı ve Yöneticileri, Üyeleri ve Değerli Katılımcılar, Sözlerime hepinize saygılar sunarak başlamak
Eğitim, özellikle son dönemlerde nerden geldiği ve nereye gideceği belli olmayan başıboş çalışmaların yapıldığı bir alan haline geldi. Nitekim abartılı söylemlerle ve kavram
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak bir hedef. Belli ki eğitim konusuna hakim olmayan kişilerce masa başında kaleme alınmış. Her iki kurum da yani dershaneler de özel okullar da farklı
1980`li yıllarda herkes istediği yere başvurabilirdi ve herhangi bir ek puan almadan istediği programa cevapladığı doğru soru sayısı yeterliyse girebilirdi. Lisede sergilenen performans ne olursa olsun öğrenci ÖSS`de karşılaştığı yeterli sayıdaki soruları doğru cevaplayabilmesi yeterliydi. Bu durum lisedeki eğitimi anlamsızlaştırmaya başladı.