2023 İÇİN 1923`E BAKMAK GEREKİR – Atakent | Atakent Kolejleri | Atakent Eğitim Kurumları

2023 İÇİN 1923`E BAKMAK GEREKİR

2023 İÇİN 1923`E BAKMAK GEREKİR

2023’de cumhuriyet 100 yaşına girmiş olacak. Ancak eğitimde ciddi adımların atıldığı, önemli çalışmaların yapıldığı dönem olan II. Meşrutiyet sonrasını dikkat e alacak olursak aslında bu yıl yani 2009 itibarıyla 100 yılı geride bırakmış oluyoruz.

2023 eğitim vizyonu için Türk eğitim sistemi adına altın bir dönem niteliğinde olan kuruluş yıllarına bakmak gerekir. Çünkü, özellikle 1910’lı yılları takiben Türkiye’de eğitim bugünkünden bile çok ciddi ve etraflı bir şekilde ele alındı. Bugün bile şahit olamadığımız tartışmalar yapıldı, gerçek anlamda yeni adımlar atıldı.

Eğitimde 2023 vizyonu ele alınırken anlamlı anlamsız, yerli yersiz söylemlerin tekrar edildiğine inanıyorum. Değil 2023’ü bugünkü eğitimi bile doğru düzgün anlamlandıramaz ve tartışamaz olduk. Bir kavram karmaşası hatta kirliği almış başını gidiyor.

Oysa 1923’lerde bile eğitim daha derli toplu, daha bilinçli bir şekilde ele alınmıştı. Yüzyıllardan sonra ilk kez dile getirilen eğitim yaklaşımları daha sakin bir şekilde sunulmuştu. Ziya Gökalp gibi, Satı Bey gibi, İsmail Hakkı Baltacıoğlu gibi eğitimi tartışan, eğitime dair fikirleri olan otoriteler vardı. Emrullah Efendi teorisi olan bir eğitimci bakan vardı. On bir ay bakanlık yapmış olan ve 41 yaşında vefat eden ilkokullarda okutulan andımızın yazarı olan bir Reşit Galip vardı.   Diğer taraftan öğretimde ilk kez uygulanan yeni tekniklerin abartılmasını hikayelerinde iğneleyen bir Ömer Seyfettin vardı. Bu da gösteriyor ki eğitim tartışılıyordu, hem de çok ciddi bir şekilde.

Eğitim ciddi bir şekilde önemsenmekteydi. Nitekim Telif ve Tercüme Dairesinin ilk üyeleri arasında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Mahmut Esat Bozkurt yer almaktaydı.

15 Temmuz 1923’de toplanan Birinci Heyet-i İlmiyeye İsmail Safa, Ziya Gökalp, Mustafa Şekip Tunç, Nafi Atuf Kansu, Refet Ülgen, Cemal Hüsnü, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Fuat Köprülü, İhsan Sungu, Selim Sırrı, Mustafa Rahmi, İbrahim Alaaddin katılmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra toplanan İkinci Heyeti İlmiye’ye de Vasıf Çınar, Ali Haydar, Refet Ülgen, Nafi Atuf, Fuat Köprülü, Mehmet Emin, İbrahim Alaattin, Ali Canip, İhsan Sungu, Reşat Nuri katılmıştı. Büyük önder Gazi Mustafa Kemal eline kalemi alıp ders kitapları yazacak kadar işin içindeydi.

Bu durumda 2023’te Eğitime bu ruhla, bu özenle el atılsın yeter. 2023 ve sonrasında eğitim, Emrullah Efendi gibi deneyimli ve birikimli, Satı Bey gibi otorite, İsmail Hakkı Baltacıoğlu gibi teorisyen, Reşit Galip gibi mefkure adamı kişilerle daha verimli ve daha çok güven duyulan bir kurum haline gelir. 2023’e doğru bölgesinde ve Avrupa’da lider bir ülke haline gelmesi kuvvetle muhtemel olan Türkiye’ye böyle bir resim ve ruh yakışır.

82 yıl önce Eğitim sistemimiz milli bir sistem olarak yapılandırıldı. Koca bir imparatorluğu savuran insan yetiştirme yapısının acı tecrübeleri ile tevhid-i tedrisat’a dayalı bir sistem kurduk. Cumhuriyetin önderleri arkalarında yüzyıllara mal olan tecrübeleri kullandılar. Eğitim sistemini kuran önderler de aynı duyarlılığı gösterdiler.

Eğitimi şekillendirme konusunda bugün dikkatlerimizi çeken yeni gibi görünen gelişmeler yeni değil. Bu ülke ayrıştıran eğitim deneyimini yaşadı. Çok ağır bedeller ödeyerek maruz kaldığımız ayrıştıran eğitim sisteminin tecrübeleri ile birleştiren bir eğitim sistemini kurduk. Bugünden yarına doğru kendimizi ummadığımız bir yerde bulmak istemiyorsak eğitimde attığımız her adımı tarihe bakarak atmalıyız.  Yani zamanın rüzgarlarına kendimizi kaptırmadan eğitim sistemimizin Tevhidi Tedrisat Kanunu ile şekil bulan birleştirici ruhunun devamlılığını sağlamalıyız.

Türkiye hiç kuşku yok ki 2023’e doğru emin adımlarla ilerliyor. Büyümek, lider ülke haline gelmek belli bir kültürü, değeri ve ruhu olan bir eğitim sistemini daha çok gerekli kılar. O nedenle Türk eğitim sisteminin, son yıllarda sıkça ifade edilen küreselleşme rüzgarlarının etkisiyle yaşadığı savrulma tehlikesinden kurtulup millilik vasfının daha çok pekiştirilmesi gerekir.

Her şeye rağmen bugünün koşullarında bile bir şeylerin yapılabileceğine inanmak gerekir. 2023’ü beklemeden bugün bile eğitimi iyileştirecek küçük ama etkisi büyük adımlar atılabilir. Birden on ikiye kadar olan okul yapılanmasını kendi içinde tutarlı hale getirmek için çalışmalar yapılabilir. 1998’de zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması ve liselere bağlı olarak işleyen ortaokul kısmının kapatılması çok isabetliydi ama sekiz yıllık eğitimin kendi içinde kesintisiz hale getirilmesi fahiş bir hataydı. Bu hata düzeltilebilir. Ders çizelgeleri üzerinden çok önemli ve yararlı düzenlemeler yapılabilir. Öğretmen liseleri gibi artık hiçbir işlevi olmayan meslek liselerinin durumu yeniden ele alınabilir. Sistemi kendi içinde tutarlı hale getirecek nitelikte çalışmalar yapılabilir.

Eğitimde yapılan birçok düzenlemenin daha önceden kaldırılan uygulamalara tekrar dönüş şeklinde ortaya çıktığı görülmektedir. 1998’de Eğitim Fakültelerindeki pedagojik formasyon dersleri değiştirilmişti. 2007’de tekrar eski derslere dönüldü.  Üniversiteler geçiş için tek aşamalı sınavdan iki aşamalı ve yaklaşık on yıldır da yeniden tek aşamalı sınav uygulanmakta. Şimdi ise yeniden iki aşamalı sistem geri getiriliyor. Tabiî ki her bir değişiklikte bazı ilaveler yapılıyor.

Bütün bunlar bize gösteriyor ki dün bugünden kötü değil. Özellikle eğitimde bu böyledir. En azından son yüz yıl içinde bu böyledir. Yol, su, elektrik vb hizmetlerindeki gelişmeler her yıl bir önceki yılı geride bırakabilir.  İlerlemeyi sağlayan yetkililer haklı olarak önceki dönemleri referans alarak kaydedilen gelişmeyi izah edebilir. Ancak eğitimdeki gelişmeler asla bu şekilde izah edilemez.

ÖZEL OKULLAR BİRLİĞİ
8.ANTALYA SEMPOZYUMU
28 OCAK, 2009

Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN
Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı

 

Yazar hakkında

yonetici administrator